2 Nisan 2014 Çarşamba

! Ipekböcegi~: Bi'şey..

! Ipekböcegi~: Bi'şey..: Kaybetmek korkusu öyle bir sarıyor ki bizi, kaybetmemek için çırpınıyoruz.  Bundandır konuşmak isterken susmamız, kendimizi eksilte ek...

1 Nisan 2014 Salı

! Ipekböcegi~: Tanrım, beni yavaşlat!

! Ipekböcegi~: Tanrım, beni yavaşlat!: TANRIM, beni yavaşlat. Aklımı sakinleştirerek, kalbimi dinlendir. Zamanın sonsuzluğunu göstererek, bu telaşlı hızımı dengele. ...

22 Ocak 2014 Çarşamba

DUYGULARINI SERBEST BIRAK..

Duygularını Serbest Bırak

Eskiden, özellikle de dışa dönük ve tuttuğunu koparan insanların ödüllendirildiği kültürlerde, duygularını bastırmak, hatta onlar yokmuş gibi davranmak, önemli bir başarı ölçütü kabul edilirdi. Zaman içinde yapılan araştırmalar, hassasiyetin her zaman zayıflık demek olmadığını gösterdi. Her şeyden önce, hassas bir kişilik hayat kurtarıcı olabiliyor. Gyurak, “Eğer yararları olmasaydı, bu özellik gen havuzunda hayatta kalamazdı. Hassas insanlar daha dikkatli ve tehlikelere karşı daha uyanık olur” diyor.
The Emotionally Intelligent Manager kitabının yazarlarından Doktor David Caruso ise, duyguların aynı zamanda iyi bir bilgi kaynağı olduğu görüşünde: “Bu da insanların anlayışlı ve açık görüşlü olmasını sağlıyor.” Hassasiyet geni taşıyanlar, komplike kararlar alma konusunda daha başarılı; özellikle de büyük bir kazanç veya kayıpla sonuçlanabilecek kararlar söz konusuysa... Diyelim ki şehir değiştirmeni gerektiren bir iş teklifi aldın. Sadece beyninle düşünmeyip, duygularına da odaklan. Böyle yaparsan karar süreci daha duygusal geçebilir ancak alacağın karar daha iyi ölçülüp biçilmiş olacaktır.
Konuşma yaparken de bu özelliğini kullanabilirsin. Oregon Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden emekli Profesör Mary Rothbart, hassas insanların diğerlerinin duygularının daha fazla farkında olduğunu ve onlarla empati kurduğunu söylüyor. Dinleyicilerin beden dilindeki değişiklikler, ne zaman anlattığın şeye devam etmen ya da konuyu değiştirmen gerektiği hakkında sana ipucu verebilir. (Dinleyici sensen, duygularına kulak ver. The Highly Sensitive Person kitabının yazarı Psikolog Elaine Aron, “Duygusal insanlar olayları enine boyuna değerlendirdiği için diğerlerinin gözünden kaçabilecek ince noktaları yakalayabilir” diyor.)

“Doğru kararlar, tecrübeler sayesinde verilir. Tecrübeler ise yanlış kararlar sayesinde edinilir.” Mükemmel bir yaşam ve ilişki oluşturma, tecrübe edinmek için uzun bir süreçtir. Vaktinizi ve enerjinizi kendinize kızarak ya da bir şeyler için pişmanlık duyarak harcamayın. Size bahşedilen her gün elinizden gelenin en iyisini yapmak için yeni bir fırsattır.

14 Ağustos 2013 Çarşamba

ÖLÜM UYKUSU

Hepimiz dostlarımızın kim olduklarını biliyoruz peki ya yakınlarımızın kim olduğunu biliyor muyuz? Günlük yaşantımızda küçük rolleri olan bu insanları ne kadar tanıyoruz? Peki ya onlar bizi ne kadar tanıyorlar? Cesar, Barcelona’da bir apartmanda görevli olarak çalışmaktadır. Her gün yaşaması için gerekli olan nedenlerini tekrar gözden geçirmektedir. Binada yaşayanlara gizliden gizliye yakın ilgi göstermektedir. Onların özel hayatlarıyla ilgili her detayı bilmektedir. Özellikle de içlerinden birisine oldukça dikkat etmektedir. Clara kaygısız, herşeye olumlu yönünden bakan bir genç kadındır. Clara’nın neşesi Cesar’ın tüylerini diken diken etmektedir. Clara’nın yüzündeki bu gülümsemeyi kaldırmadan Cesar mutlu olamayacaktır, çünkü başkalarının acı çekmesi Cesar’ın mutluluk kaynağıdır. Clara ise gerçek bir hedeftir, artık onun hayatını perişan etmek için elinden geleni yapacaktır. Fakat Cesar bu defa gereğinden fazla kendine güvenmektedir. İyi düşünerek yaptığı tüm plânlar yakında açığa çıkacaktır. Neyseki oyuna devam edebilmesi için elinde son bir kartı daha vardır. iyi seyirler

9 Ağustos 2013 Cuma

YEDİ YILLIK AKSAKLIK


TATLI BİR FİLM :)


Çocukluk yaşlarından bu yana arkadaş olan Jennifer ve Kevin’in hikayesini konu alıyor. Bu ayrılmaz arkadaşlar, Jennifer’in kariyeri nedeniyse ayrı düşmüştür. Jennifer üniversiteden mezun olur olmaz kariyerine iyi bir başlangıç yapabileceği bir iş bulur. Artık tek başına ayakları üzerinde durabilecektir. Ancak Kevin onu bırakmak istemez, yeni bir ev alırlar ve orada yaşamaya başlarlar. Kevin yıllarca halen kendine bir iş bulmadan hayata umursamadan bakar ancak Jennifer işinde sürekli yükselerek iyi bir kariyer yapmıştır. Bundan sonra yaşanacaklar, Jennifer için güzel olsa da Kevin için pek iç açıcı değildir. İyi seyirler.
Yapım: 2012 ~ Amerika Birleşik Devletleri
IMDB Puanı: 6,3
Yönetmen: Bradford May
Oyuncular: Darin Brooks, Griffin Cleveland, Ryan Doom


29 Haziran 2013 Cumartesi

MIRA - Bir gun gelir

23 Nisan 2013 Salı

SONUNDA İZLEDİM:)

Sonunda izledim ve ağlamam dediğim halde gözyaşlarımı tutamadım.Aslında bazı detaylara takılmadım değil.Bazı yerler yapmacık geldi daha da etkileyici olabilir ve beni sabaha kadar ağlatabilirdi:) ama yine de güzel ve izlenilmeli.Birde bu bi hastalık üzerine izlediğim ikinci film oldu.diğeri ise bi önce izlediğim yönetmenliğini Özer Kızıltan'ın yaptığı BENİ UNUTMA filmiydi.Aynı konuyu farklı şekillerde işlemiş iki film.İkisinin de ayrı tadı var,ben beğendim:)

22 Mart 2013 Cuma

TİLKİLERİM YİNE BENİMLE....

AŞK ÜZERİNE...

Nedir aşkı aşk yapan?Verdiği huzur mu yoksa heyecan mı? Yanında kendin olabildiğin biri için atamaz mı kalp yada heycandan geberirken  huzurlu olamaz mısın?ille biriyle mi yetinmeli insan?

İnsan liseli aşık gibi yüreciği pırpır ederken,eli ayağına dolanırken,her gördüğünde heyecandan vücudu tirtir titrerken,aşktan başı dönerken,sarhoş gibiyken,alabildiğine saçmalarken,gözleri körken mi daha çok AŞIKTIR...

Yoksa...Kendini hiç kimsenin yanında olmadığı kadar rahat hissettiği;tamamen kendi olabildiği yada arasam mı aramasam mı, şöyle yaparsam daha çok sever böyle yaparsam o olur bu olur hesaplarına hiç ama hiç girmediği birine mi daha çok AŞIKTIR??? Hangisi aşk?

17 Mart 2013 Pazar

KALBİNE SES VER

MUTLAKA İZLEYİN... 






Bir müzisyen işitme engelli bir kadına aşık olursa... Henüz ünlenmemiş, günü kurtarmaya çalışan bir müzisyen, işitme engelli varlıklı bir genç kıza aşık olur. Ne yazık ki, genç kız ilham verdiği şarkıları hiç dinleyemeyecektir.

BENİ UNUTMA

Giriş kısmı saçma olsa da devamında yapmacık gelen kesimler olsa da yine de izlemeye değer hoş bir film...

7 Mart 2013 Perşembe

Caviar Manikür.Sadece şişesi için bile alınabilir:)


Yeni trend!! Caviar Manikür...Çok hoşlar:)




















Uygun bir zamanda uygulamaya konulmalı;)





17 Şubat 2013 Pazar

Toygar Işıklı - Ben Kötü Biri Değilim (2013) #Hayat Gibi

13 Şubat 2013 Çarşamba

Mor ve Ötesi - OyunBozan Official Video Klip 2012

31 Ocak 2013 Perşembe

Bulanık Niyetler (Pijama)

21 Ocak 2013 Pazartesi

Bedende Ruh Yokken (Bahadır Tatlıöz & Gökhan Türkmen)

Kent Şarkıları - Deniz Anlatıyor Mu Beni Sana

20 Ocak 2013 Pazar

"İNSAN BİR ŞEYE GEÇ KALIR VE BİR DAHA HİÇ KİMSE İÇİN ACELE ETMEZ"

Nasıl anlatayım,nereden başlayayım hiç bilemedim, bugün oldu hala bilemiyorum.Öyle güveniyorum ki kendime tamam diyorum bu sefer bitirdim kafamda bitmesi gerekenleri...Ama yıllardır aynı şey bitti dedikçe her olasılıkta milyonlarca tilki kafamda.Ben ki -her durumda kontrollü olan ben- düşüncelerimi kontrol edemiyorum.Tüm kararlarımdan dönüyor ve bu saatte bunları yazmaya mecbur kalıyorum.Yine üstü kapalı cümlelerimin yıllardır olduğu gibi.Ve yine olağanın dışına çıkmadan hayırlı olanı dilemekten başka bir şey gelmiyor elimden.Hayırlısı olsun bir kez daha...

                                 

9 Ocak 2013 Çarşamba

NASIL BİR ZEHİRDİR ŞU BENCİLLİK!!!


   Bencillik nasıl bir zehirdir ki kişiyi zehirlemesi yetmiyormuş gibi etrafındakileri de zehirlemeyi görev edinir kendine!!!Ve ben başkalarının acılarını önemsemeyen insanlardan fena rahatsızım.
Şimdilerde bir yol var önümde ve ben oradan gidiyorum.Yöntemlerim belli.Yanımdakiler bunu çok iyi biliyor.Bir kaç kişinin oturmamış egosu yüzünden kendime zarar veremem.Aslında hepimiz çok iyi biliyoruz ki bir tek insan yoktur bencil olmasın.Önemli olan her insanın içinde bir tutam bencillik olduğunun farkına varmamız ve bunu kabul etmemiz.İşe kendimizden başlamalı ve bencilliğimizi hissettiğimiz anda onunla savaşmalı ve bencillik neden hoşlanmıyor ise onu özellikle yapmalıyız...Bencilliğini fark edemeyenlere ise ACİL şifa diliyorum....

30 Aralık 2012 Pazar

SERPİL HIDIROĞLU: Gelişimin ALtın İlkeleri

SERPİL HIDIROĞLU: Gelişimin ALtın İlkeleri1. Hedef “Neyi Düşünürseniz, O Olursunuz” “Yeryüzünde yürüyen herkese bir görev ve bir hedef verilmiştir. Başarıya ulaşan kişiler. Gör...

Göksel Gidemiyorum 2012

22 Aralık 2012 Cumartesi

KARGO-"RENKLERİN İÇİNDE"

İÇ SESİ FARK ETMEK?


İç ses iç ses derlerdi hep.Çok anlam veremezdim iç ses denen olaya.İnsan düşüncesiyle iç sesi nasıl ayırt edebilirdi ki?Sonuçta her düşünceni dışa vurmadığında,sadece beyninden geçirdiğinde iç ses gibi bir şey olmuyor muydu? Bu yüzden hiç kelimelere dökemediğim, sadece beynimden geçirdiğim düşüncelerimi iç sesim sanmıştım.Oysa durum öyle değilmiş.Şimdilerde iç sesimi tanıyor ve ayırt edebiliyorum.Kulağa komik gelebilir ama ona sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.Çünkü bugüne kadar beni hiç yanıltmadı.Her ne kadar yakın bir zamana kadar ben iç sesimi dinlemeyi ve kullanmayı beceremesem de, bugüne kadar ki yanılgılarım benden kaynaklansa da iç sesimi fark ettiğim andan itibaren her uyarısını alabiliyor ve hep haklı çıktığını görebiliyorum.Çok değişik bir duygu.Bazen de harika. Çünkü kendini hiçbir şey için ümitlendirmiyorsun, iç sesin sana bir şekilde hissettiriyor gerçeği.Ama bazen oluyor duymak istemiyorsun iç sesini.O kadar da olmaz dediğin her şey oluyor.Çünkü iç sesin sana olur diyor ve sen ona o kadar da olmaz cevabını veriyorsun.Ama o haklı çıkıyor.Sanırım bile bile lades demenin kökeni buraya dayanıyor.Formül basit: İç sesini dinlersen hayal kırıklığı yaşamıyor, dolayısıyla sarsılmıyor ve sonuçta üzülmüyorsun.İç sesini dinlemez isen dinlememenin verdiği huzursuzlukla daha da biriken öfke ve şaşkınlık seni yıkıyor.Çünkü iç sesin sana dedi ve sen iç sesini dinlemedin.Ondan beklemezdin.Bu sefer iç sesin yanılıyor olmalıydı.Ama hayır yanılan yine sendin ve bir darbe daha aldın.Her zaman olduğu gibi...Peki iç sesi nasıl tanıyacağız???Çok klasik herkesin muhakkak yaşadığı bir örnek verelim.Örneği ister dost olarak alın,ister sevgili.Ama en sevdiğiniz en güvendiğiniz (yada öyle görmek istediğiniz dersek daha doğru olur)biri bu kişi.Hadi sevgiliden gidelim:Azımsanmayacak kadar zamandır birliktesiniz.Hep yan yanasınız.Gün geldi çattı ve bir nedenle birbirinizden uzağa düştünüz.Yine bir gün başka bir ortamdasınız ve biri size "yollarınız ayrıldıysa bir süre sonra iletişiminiz de tamamen biter" dedi.Sizse alaycı bir gülümsemeyle "yok canım.Sen tanımıyorsun bizim arkadaşlığımız kolay kolay bitmez.Çok zor zamanlarımızı birlikte atlattık.Sevgili olduk,arkadaş olduk."dediniz ve bitti!! İşte o açıklamayı yapmaya maruz kaldığınız anda eğer ki içinizde vücudunuza yayılmaya başlayan var ile yok arası bir karıncalanma var ise bilin ki çok büyük bir ihtimalle hayal kırıklığı yaşayacaksınız.Bilemiyorum ben aynen bunu hissediyorum.Hatta yine varla yok arası bir vücut sıcaklığı artışı da hissediyorum.Ve ne zaman bunu yaşasam bu herhangi bir konu olabilir hep yanılıyorum.Bu karıncalanma ve sıcaklığı herkes hissediyor mu bilemiyorum.Belki de farkındalık burada başlıyor.Ne dersiniz?

Dön Bana (Hande Yener)

15 Aralık 2012 Cumartesi

Yeliz - Hoşgeldin Bahar [raver].avi

HANGİ ELEMENTSİNİZ?


1- Önemli bir karar aşamasındasınız, kararınızı nasıl verirsiniz?

a) Bütün ayrıntıları tek tek ele alıp en gerçekçi şekilde kararımı veririm.
b) Daha çok içgüdülerime güvenirim, beni yanıltmaz.
c) Olayın geneline bakar amacıma en uygun olan kararı veririm.
d) Karar aşamasında çok takılmam, hemen harekete geçerim, en kötü karar bile karasızlıktan iyidir.

2- Aşk senin için ne ifade eder?

a) Değişiklik
b) Gereklilik
c) Risk
d) Eğlence

3- Yeni bir işi üstlendiniz ama bir türlü sonlanmıyor…

a) İşi bitirmek için farklı yollar araştırırım.
b) Bana göre değil demek ki, fazla zorlamam, vazgeçerim.
c) Üstlendiğim bir işi sonuna kadar götürmeden bırakmam.
d) Zaman kaybetmek istemem başka bir işe yönelirim.

4- Arkadaşlarınız arasında daha çok nasıl tanınırsınız?

a) Realist, detaycı.
b) Duygusal, yardımcı.
c) Sabırlı, temkinli.
d) İdealist, heyecanlı.

5- Hayatta risk almak sizin için nasıldır?

a) Kayıplarımı ve kazançlarımı hesaplarım.
b) Eğer o riski almanın gerekliliğine inanmışsam alırım.
c) Risk almayı sevmem.
d) Risk almadan ilerlenmez.

6- Bir renk olsanız hangi renk olurdunuz?

a) Beyaz
b) Mavi
c) Kahverengi
d) Kırmızı

7- Kendinizi en rahat hissettiğimiz yer?

a) Ailemin yanında.
b) Doğayla iç içeyken.
c) Evimde.
d) Arkadaşlarımın yanında.

8- Bir arkadaşınıza çok sinirlendiğinizde genel olarak nasıl bir tepki verirsiniz?

a) Konuşarak anlaşma yolu bulmaya çalışırım.
b) Onunla empati kurmaya çalışırım.
c) Sakin olmaya çalışırım, sonradan pişman olacağım şeyler yapmak istemem.
d) Çok çabuk parlarım ama çabuk da yatışırım.

9- Boş zamanlarınızı nasıl değerlendirmeyi seversiniz?

a) Çantamı aldığım gibi yeni yerler keşfetmeye çıkarım.
b) Meditasyon yaparım.
c) Ailemin yanında geçiririm.
d) Arkadaş grubumla eğlenirim.

10- Kendinizde en güvendiğiniz özelliğiniz?

a) Konuşma ve iletişim kurma yeteneğim.
b) İçgüdülerim ve yaratıcılığım.
c) Sabrım ve kararlılığım.
d) Liderlik yeteneğim.

A’lar çoğunluktaysa sizin elementiniz hava. İletişim yeteneğinizle herkesi kolaylık etkileyebiliyorsunuz. Araştırmacı ve oldukça realist bir yapıya sahipsiniz. Yalnızlıktan hoşlanmıyorsunuz ve arkadaşlığa çok önem veriyorsunuz. Değişiklik ve yenilik sizin için olmazsa olmaz.

B’ler çoğunluktaysa sizin elementiniz su. Oldukça duygusal bir yapıya sahipsiniz. Sezgilerinize aşırı güveniyorsunuz ve genelde sizi yanıltmıyor. Adeta bu dünyanın dışında bambaşka bir dünyaya ait gibisiniz. Maddiyattan çok maneviyata önem veriyorsunuz.

C’ler çoğunluktaysa sizin elementiniz toprak. Çok sabit ve kararlı bir yapıya sahipsiniz. Değişiklikleri çok sevmiyorsunuz ve başladığınız işi sonuçlandırana kadar tüm enerjinizle ve sabırla çalışıyorsunuz. Çevrenizde biraz soğuk görünseniz de aslında çok samimi ve güvenilirsiniz.

D’ler çoğunluktaysa sizin elementiniz ateş. Ateş gibi parlak ve kıpır kıpırsınız. Hareketsizliğe ve yavaşlığa tahammülünüz yok. Girdiğiniz her ortamda enerjinizle dikkat çekmeyi başarıyorsunuz. Biraz çabuk heveslenip, çabuk sıkılan bir yapınız da var ama genelde idealistsiniz

10 Aralık 2012 Pazartesi

Mazhar Fuat Özkan (MFÖ) - Yalnızlık Ömür Boyu

Koray Candemir - içini dök

ELİM TİTREMEDİ DERSEM YALAN OLUR...


Evet bazı şeyler çok zor.Bazen insanın eli titrer ya elim titremedi dersem yalan olur.Beni bir kez bile dinlemeden elinin tersiyle iten birinden bahsedecek olursak ki bu kişi yıllarını birlikte geçirdiğin,birlikte büyüdüğün, birlikte ağladığın,birlikte güldüğün biri ise geç bile kalınmış bir hamle diyebilirim.Hele de bizi birbirimize bağlayan tek şey onca yaşanmışlık değil de bir sosyal paylaşım aracı ise o da olmaz olsun!
En kötüsü aptal yerine konulmak.Yok durumdan kimsenin haberi yokmuş,bilinsinde istenmiyormuş uygun bir zamanda geri dönecekmiş bana.Onca zaman birtanesin,eşin benzerin yok,son msjnda bile canıyla bir tuttuğusun ve bir daha ne aramak ne sormak var...Ve yine bir gün herkese en kötü yıl,en kötü anı,en kötü gün ilan ediliyorsun.Sen ki en yakınlarını karşına almışsın seni böyle ilan eden bir insan için ve daha çokçası.Ortada bir sorun olduğu belli iken nedenini sormak yerine bile bile lades olarak adlandırılansın.Bir kez bile sorulmadı uzaklığımın,mesafemin,durgunluğumun,sessizliğimin nedeni.Belki de biliniyordu ama duyulmak istenmiyordu...Neyse ne olan oldu geçti gitti ve BİTTİ.Allah herkesi yeni yolunda mutlu etsin.Yoktur kimseye dargınlığım.Evet üzülmüştüm ama aranmayı bekleyip aranmadığımda değil,en kötü gün en kötü ilan edildiğimde değil,bile bile lades denilen olduğumda da değil.Aylar öncesinden başlanmıştım kırılmaya zaten.Belki de görülüp görmezlikten gelinen, sıcaklığımı yitirmemin nedeni sorulmayan oldum.İnsanlar hiçbir zaman tercih yapmak zorunda değildir.Ama hep öyle zanneder kendini ve tercihini yapar.Tercih edilmeyense kötü oluverir bir anda.Sessizliğimin,mesafemin nedeni çok iyi biliniyordu aslında ama kendini tercihe mecbur bırakanın duymak istediği bir şey olmadığından tepkimin nedeni sorulmadı zaten ya.Bir telefonla bile görebilmek hiçte zor değildi durumu.İşte ben çokça zaman başlamıştım kırılmaya ve kırıldım sonunda.Daha da kırılcak bir yanım kalmayınca yeni yoluma devam etmem çok zor olmadı.Bir insan kaç kere kırılabilirdi ki?Şimdi herkesin kendi yolu var.Duymak istemem geçmişimdeki insanların kötü olduklarını.Herkes iyi olsun mutlu olsun.Ben de öyle olacağım...

nutukçu: Peri masalı...

nutukçu: Peri masalı'ndan alıntıdır.

Peri masalı...
Bir peri masalıdır bu.Bir ulaşılmazlığın öyküsü.Hatta buruk bir ömürden çıkan aşk heveslisi kişilerin ölümsüz sevdalıların hikayesi.Kavuşamamanın verdiği acıyı duygularıyla boğarak,yaşadıklarını anıya çevirmeyi başarıp,kendilerini kandıranların hikayesi...

Bir kadının ve bir erkeğin değil. İki kişinin hikayesi sadece. Cinsiyetin ve görüntünün anlamsızlaştığı iki kişinin.

Sıcak bir Ağustos akşamında serinlemek için çınar ağacının gölgesinde otururken, gülümsemelerin çakışması ile başlayan bir masal bu. Çakışan gülümsemelerin rüyalarda canlanması ile yeşeren bir aşk hikayesi. Rüyalardan öte geçemeyen, hayallerde hep taze tutulan sevdanın masalı...

Zamansız gelişen ama zamana yenilmeyen. Bir gün bir yerlerde buluşulup kucaklaşma umudunun kaybedilmeden taze tutulduğu ama gerçeklerin hep ağır bastığının hissedildiği bir anın sıcak yansıması.

Karanlık odadan bakarken, pencereden sarkan dallarına kiraz ağacının. Zamanın hızla geçip tekrar yaz mevsiminin gelmesi heyecanlandırmıştı yine o buğulu kara gözlerini. Ama biliyordu ki bu yaz da çabucak geçecek. O her gün, çınar ağacının altında uzanıp kitap okumaya devam edecek ve bir zaman sonra rüyalarda görecekti onu. Ama yaz mevsiminin gelişi en azından çınar gölgesinde uzanmak için bir bahane olacaktı. Beki de sevinip kiraz ağacına tebessümle bakışı sadece bundandı...

Her yıl tekrarlandı bu görüntü o cam kenarında. Ta ki o kiraz ağacı kuruyana kadar. Geçen yıllar gözlerindeki heyecanı azaltmamış ama alevini söndürmüştü. Artık çınar ağacına gidecek bir takadi de kalmamıştı. Yine tebessümle bakıyordu, yine anlamlı duruyordu hayata karşı ve hala yaşatıyordu içinde bir köşede aşkını. Bildiği beklediği bir duygu vardı onu sağlam tutan. Aşkın kavuşmamak demek olduğunu anlamıştı. Aşkını yaşayarak yaşlanmanın huzuru bile onu mutlu ediyordu... Kimseye bir şey anlatmadığı gibi kimsenin de anlamasını beklemiyordu.

Geçti gitti yıllar.
Gidemedi... Bırakamadı çınar ağacını. Yazın gölgesinde kışın görüntüsünde huzur buldu.
Ölemedi... Kavuşamadan ayrılmanın hüznünü yaşadı.
Bilemedi... Aşkın nerede başlayıp nerede bittiğini.

...

9.12.2012 :)


Lisedeydim o zamanlar,lise 1.inci sınıfta...Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmeyen,beraber hayaller kurduğumuz,eğlenceli,tatlı bir arkadaşım vardı.En yakın arkadaşım.Küsmüştük.Düne kadar neden küstüğümüzü hiç ama hiç hatırlamıyorum.Teoman ve Athena'ya düşkün, fanatik GS'lı ,yay burcu,hep neşeli hep neşelendiren biriydi...Onu o zamanlar çok sevdiğimi ve küstükten sonrada sevmeye devam ettiğimi,özlediğimi hatırlıyorum ama neden küstüğümüzü hatırlayamıyorum..Yıllar sonra feysten onu eklemiştim ve kabul etmişti.10 yıla yakın bir zamanda bir iki kez halimizi hatırımızı sormuştuk ama bu süre zarfında hiç görüşmedik.Nerden estiyse bana birden bir teklif götürdüm görüşelim diye.Ne çok mutlu oldum ki kabul etti:) { Kabul etmesi ne önemliymiş meğer onun da nedenini dün öğrendim.:) }

 Ve sonunda dün görüştük.Hala aynı herşeyiyle.Yıllar bakışlarındaki iyiyi, sevgiyi öldürmemiş.O kadar çok konuştuk ki herşeyden.Bana neden küstüğümüzü anlattı ve ben şu an neden küstüğümüzü sizinle paylaşamayacağım,çünkü o anlattıkça ben saklanacak bir yer aradım durdum.Ne çocukmuşum, ne uydum akıllıymışım o kadar diyim ben size.Zaten küsmüşüz ama ben onu sevmekten ve özlemekten hiç vazgeçmemişim meğer.Ve herkesin olduğu gibi benimde hayatımda kırıldığım,üzüldüğüm bu yüzden geride bıraktığım insanlar oldu.Hiç kimseyi de kolay kolay geride bırakamadım.Canım yana yana,içim kanaya kanaya bıraktım hep.Bu yüzden de geride kalanları özlemedim.Hayatımda bana kattıkları her şey için içimde kızgın da bırakmadım kimseyi.Sadece güzel zamanlarımızı aklımda tuttum ama benim hayatımda dostluk kalıbına uymadıkları için ayrı kalmayı gönülden tercih ettim.Bu hep böyleydi,böyle de olacak.Ama bu arkadaşım bu anlattıklarımın hep dışında kaldı.İçimde ilginç bir sevgi,özlem oldu ona karşı.Resimlerinde güleç yüzünü gördükçe içim ısındı her defasında.Elim çokça gitti görüşelim demeye ama nedenini bilmiyorum hep bir şey beni frenledi.1 aralık doğum günüydü.Doğum gününü kutladım ve ardından tuşlar yazmaya başladı buluşalım diye.Beni kırmayıp görüştüğü için çok teşekkür ediyorum.
    İşte bunlar yüzünden dün çok anlamlıydı benim için.Gece uyumadan önce teşekkür msjı çekmeyi düşünüyordum ki akşam msj geldi,baktım o.Televizyonu izlememi istedi.Lisede paylaştığımız bir konuyu dün yine açmıştık ve çok gülmüştük ne günlerdi diye."camdan cama" derdik o zamanlar Tü.Ra'a .Her zaman söylerim hayatta bir şeylerin birşeyleri çağrıştırması yada denk gelmesi,tesadüfün böylesi dediğimiz şeylere çok inandığımı.Dün de böyle olmuştu.Bilmem kaç yüzüncü programı yapıyorlar ama dün Tü.Ra olmasa bile To.Ra televizyondaydı.Bugün hemen netten izledim.Belki tesadüftü,tatlı bir tesadüf.Lise zamanlarımızdan kalma çokça güzel anımız vardı,dün arkadaşlığımızın yeniden başlamasıyla çok da hoş bir anıya daha sahip olduk.Dün nasıl geçmişte şöyleydi böyleydi diye gülüştüğümüz anılarımız olduysa gelecekte de dünü hatırlayıp hatırlayıp güleceğimiz zamanlarımızın olacağına çok inanıyorum.
    Dün buluşmaya giderken çok heyecanlıydım.Meğer çokça zamandır bekliyormuşum dünü.Bir yandan da çok korkuyordum.Ya hayal ettiğim gibi geçmezse,ya gün bittiğinde keşke böyle bir teklifte bulunmasaydım demekten çok korktum.Ama gün bittiğinde hiç KEŞKE'M olmadı.Aksine İYİKİ'M oldu.Kocaman bir iyiki...Dedim ki iyiki de buluşmuşuz.Ne çok özlemişim sesini,gülüşünü...Sımsıcak sohbetini...Öyle keyifliydiki kaldığın yerden devam edebilmek önemlidir derler ya...Onun için nasıldı bilemiyorum ama bence kaldığımız yerden devam edebilmenin ötesinde sıcak bir sohbet havası oldu.Bir kez daha çok teşekkür ediyorum birbirimizi bir kez daha ertelemediğimiz için;)

MEYVELER:)


Aşağıdaki meyvelerden en çok hangisini seviyorsunuz?

Portakal,Elma,Muz, Kiraz, Üzüm, Şeftali, Ayva, Armut, İncir, Kavun 

Portakal 
Eğer en sevdiğiniz meyve portakal ise, sonsuz sabır ve iradeye sahip bir karaktere sahipsiniz. İşlerinizi yavaş ancak derinlemesine inceleyerek yapıyorsunuz; sıkı çalışmaktan da asla yılmıyorsunuz. Çekingen olma ihtimaliniz çok yüksek; ancak güvenilir ve sözünün eri bir arkadaşsınız. Partnerinizi ince eleyip sık dokuyarak seçiyor; ve onu tüm kalbinizle seviyorsunuz. Anlaşmazlıkları ne pahasına olursa olsun engelliyorsunuz.


Elma 
Eğer en sevdiğiniz meyve elma ise, savurgan, fevri ve lafını sakınmayan bir insansınız; sert ve öfkeli bir yapınız var. Çok iyi bir organizatör olmasanız da, bu iyi bir lider olmayacağınız anlamına gelmiyor. Hızlı karar verme ve ileriye dönük adımlar atmada çok iyisiniz. Seyahat etmekten hoşlanıyorsunuz. Partnerinizle beraberken gözleriniz ışıldıyor. İçinizdeki yaşama sevincini hiç söndürmüyorsunuz.


*Muz 
Eğer en sevdiğiniz meyve muz ise, doğuştan sempatik, hoşgörülü ve şefkatli bir yapınız var. Utangaç bir insansınız ve sık sık özgüven eksikliğinizin kurbanı oluyorsunuz. İnsanlar sizin yumuşak yüzlü oluşunuzdan yararlanıyor. Partnerinizin sizi hem ruhsal hem fiziksel olarak çekmesi gerekiyor; ve karşısındakini tanıdıkça seven bir yapıya sahipsiniz. Tabiatınız gereği, ilişkileriniz de uyumlu oluyor.


Kiraz 
Eğer en sevdiğiniz meyve kiraz ise, hayat sizin için çok da insaflı değil. İnişli çıkışlı bir yaşamınız var, özellikle de profesyonel anlamda. henüz kendiniz için yeterli birikime sahip olmadığınızı, hala küçük meblağlarla uğraştığınızı düşünüyorsunuz. Müthiş bir hayal gücünüz var, yaratıcı çalışmalarda bulunmaktan hoşlanıyorsunuz. İçten ve sadık bir partnersiniz; ancak duygularınızı ifade etmekte zorlanıyorsunuz.


Üzüm 
Eğer en sevdiğiniz meyve üzüm ise, genel olarak nazik bir insansınız; ancak sık sık ani parlamalarınız da oluyor; fakat çabuk yatışıyorsunuz. Güzel olan herşeyi seviyorsunuz. Sıcak ve sosyal bir insan olmanız sebebiyle çevrenizde popülersiniz. Yaptığınız herşeyden zevk alıyor; aynı coşku ve enerjiyi partnerinizin de paylaşmasını istiyorsunuz. İnsanlar sizinle beraberken sıkılmıyor;çünkü onlara önerecek çok şeyiniz var.


*Şeftali 
Eğer en sevdiğiniz meyve şeftali ise, oldukça neşeli bir yapıya sahipsiniz. Yaşamayı seviyorsunuz. Dostluklar hayatınızın vazgeçilmez bir parçası. Olayları büyütmüyor ve çabuk bağışlıyorsunuz. Açıksözlü ve dobra bir insansınız. Bağımsız ve hevesli karakteriniz sizi tuttuğunu koparan bir insan yapıyor. İdeal bir partner ve tutkulu bir aşıksınız; ancak sevginizi diğer insanların gözü önünde göstermekten hoşlanmıyorsunuz.


Ayva 
Eğer en sevdiğiniz meyve ayva ise, mütevazi ve muhafazakar bir kişiliğiniz var. Derinlemesine düşünen ve dikkatli bir yapıya sahip olmanız nedeniyle, hiçbir işi aceleye getirmiyorsunuz. Hırslı bir insansınız; detay ve sayılarla çalışma gerektiren işlerde gayet başarılısınız. İnsanların yanlışlarını anında görebiliyorsunuz. Partnerinizi seçerken, görünüşünden çok zekasına değer veriyorsunuz.


Armut 
Eğer en sevdiğiniz meyve armut ise, aklınıza birşey koydunuz mu muhakkak başarıyorsunuz; fakat genel olarak değişken ve başladığı işi bitirmekte zorlanan bir yapınız var. Çünkü emeğinizin sonucunu hemen elde etmek veya baştan sonucun ne olacağını bilmek istiyorsunuz. Zihinsel uyarılmalara açıksınız ve fikir bazında tartışmalardan hoşlanıyorsunuz. Çok çabuk arkaşadaşlık kurabilseniz de, ilişkileri devam ettirmekte sorun yaşıyorsunuz.


İncir 
Eğer en sevdiğiniz meyve incir ise, ciddi, düşünceli ve duyarlı bir yapıya sahipsiniz. Sosyalleşmekten hoşlansanız da, belli bir mesafeyi korumaya özen gösteriyorsunuz; kendinize sakladığınız bir alan her zaman olmalı... Açıkgöz, çabuk kavrayan ve cin gibi bir insan olmanız sebebiyle, özellikle iş yaşamında tepeye oynuyorsunuz. İnatçı bir insansınız. Partnerinizde tutkulardan önce beyine bakıyorsunuz.


Kavun 
Eğer en sevdiğiniz meyve kavun ise, korkusuz bir insansınız; olup biteni, başınıza gelenleri doğal karşılıyor, üstünde durmuyorsunuz. Eğlenceli kişiliğiniz ve cömert yapınız nedeniyle insanlar size çekiliyor. İş yaşamında tuttuğunu koparan bir insansınız; doğru zamanda doğru yerde olmakta ustasınız. Yeni insanlarla tanışmaktan hoşlanıyorsunuz. Karşı cins üzerindeki en etkili silahınız; mizah anlayışınız!

Düş Sokağı Sakinleri / Hüzün Kovan Kuşu

8 Aralık 2012 Cumartesi

Lenka - Don't Let Me Fall (with lyrics)

NE ŞANSLIYIM BEN:)

 İçimin en sıkıldığı,daraldığı hani o dokunsalar ağlarım modumda iken ve senin bu halimden hiç ama hiç haberin yokken habersizce attığın tek bir içten msj yada aradığında sesindeki o sıcaklık ,samimiyet ruhumu çokça zaman kurtarmıştı.Ama bu başkaydı, bambaşka...Elimde bir zarf üstelik hiç beklemediğim bir günde...Zarf değildi elimdeki sihirbaz şapkası...Elimi içine attıkça beni şaşırtan bir süprizle karşılaştıran bir zarftı bu.Mektubun içini, süprizleri özelliğinden çıkarmak istemediğim için paylaşmayacağım.Paylaşmak istediğim mutluluğum,huzurum,en güzel şaşkınlığım ve önemlisi hayatımdaki yerinle şanslılığım:)İçindeki her bir şeyler fazlaca anlamlı fazlaca özel.Şu zamanımda bana kendimi bu kadar değerli hissettirdiğin için sana sonsuz teşekkür ediyorum tatlım benim ;) Bir kez daha iyi ki varsın...

Posted by Picasa
                                                                                             Sera’ya....

3 Aralık 2012 Pazartesi


Oğlum, onlar sana karşı kaba hareket etseler bile, sen onlara karşı nazik ol.Şunu unutma ki, sen başkalarına onların bir centilmen oluşundan dolayı değil,kendin bir centilmen olduğundan dolayı nazik davranıyorsun.
                                              LORD CHESTERFİELD

2 Aralık 2012 Pazar

Günseli Deniz - Anlatamadım

HANGİ AYDA DOĞDUNUZ?



OCAK

Hırslı ve ciddi kişilik
Öğrenmeyi ve öğretmeyi sever

İnsanların zaaflarını ortaya çıkarmayı sever
Çok eleştirir
Akıllı ve planlı programlıdır
Çok çalışır ve üretkendir
Duyarlı ve derin hisleri olan biridir
İnsani nasıl mutlu edeceğini bilir
Aşırı dikkatlidir
Bünyesi kuvvetlidir
Zor heyecanlanır
Romantiktir ama aşkını ifade etmekte zorlanır
Çocukları sever
Evcil ve sadık bir eş olur
Kolayca kıskanır
Sosyal yönden zayıftır


ŞUBAT

Somut şeylere önem verir
Değişkendir
Sessiz utangaç ve ağırkanlıdır
Kendine güveni pek yoktur
Dürüsttür
Özgürlüğüne düşkündür
Bazen saldırganlaşır
Kesin olmayan işlerden hoşlanmaz
İnatçıdır
Hayallerinin peşinden gider
Batıl inançlara eğilimlidir


MART

Çekici kişilik
Utangaç ve tutucu
Esrarengiz
Cömert ve sempatik
Rahatına düşkün
Duyarlı
Hizmet etmekten zevk alır
Kolay sinirlenmez
Güvenilir
Nezakete önem verir
İyi bir gözlemcidir
İntikamcıdır
Seyahat etmeyi sever
Dikkat çekmeyi sever
Dekorasyona meraklıdır
Tempolu müzikleri sever
Çok değişkendir


NİSAN

Aktif ve enerji doludur
Çabuk karar verip çabuk pişman olur
Şefkatlidir
Mantığını dinler
Diplomatiktir
İnsanları teselli etmeyi sever
Dostlarının sorunlarıyla yakından ilgilenir
Cesurdur
Maceraperesttir
Sevgisini ve ilgisini belli eder
Hafızası güçlüdür
Baş ve göğüs hastalıklarına eğilimlidir


MAYIS

Sert yapılı
Kolay sinirlenir
Kolay ilgi çeker
Fiziksel güzelliğe önem verir
Motivasyona ihtiyacı yoktur
Sistematik çalışır
Hayal kurmayı sever
İleri görüşlüdür
Kolay sakinleştirilir
Anlayışlıdır
Kulak ve boyun bölgesi hassastır
Edebiyat ve sanatla ilgilidir
Evde oturmayi sevmez
Çocukları pek sevmez


HAZİRAN

Aynı anda birden fazla şey düşünür
Nazik ve tatlı dillidir
Hassastır
Kararsızdır
Komik ve eğlencelidir
Konuşkandır
Kolay arkadaş edinir
Kolay incinir
Gribe yatkın bünyesi vardır
Çok inatcıdır


TEMMUZ

İyi bir sırdaştır
Anlaşılması güç biridir
Aşırı gururlu
Başkalarının düşüncelerine aşırı önem verir
Sokulgandır
Kin tutmaz
Sempatiktir
Yanlız olmayı sever
Kolay öğrenir
Arkadaş sıkıntısı çekmez
Mide sorunları olabilir
Zor ikna olur
Ağır işleri sever


AĞUSTOS

Şakalaşmayı sever
Duyarlı ve ilgilidir
Korkusuzdur
Liderlik özellikleri vardır
Ruhbilimle ilgilenir
Kolay provoke edilir
Dikkatli ve tedbirlidir
Bağımsızlığına düşkündür
Yol göstermeyi sever
Romantiktir


EYLÜL

İnsanların hatalarını yüzüne vurmayı sever
Detaylarla uğraşır
İyi bir konuşmacıdır
Sadık ve güvenilirdir
Sorumluluk almayı sever
Bilgi ve kültüre önem verir
Spor ve seyahati sever
İlişkilerinde seçicidir
Hislerini kendine saklar


EKİM

Herkesle sohbet etmeyi sever
İlgi odağı olmak ister
Yalancılığı yapmacıklığı sevmez
Arkadaşlarına çok önem verir
Çabuk kırılıp cabuk toparlanır
Kararsızdır
Duygusaldır
Kendine kolay güvenmez
Etrafından çabuk etkilenir


KASIM

Eğlenceli kişilik
İnsanları kolay etkiler
Çalışkan ve sorumluluk sahibi
Kontrolu ele almayı sever
Enerjik ve çevresini motive eden biridir
İyi bir liderdir
İçten ve yardımseverdir
Adil davranır
Sürprizleri sever
Hataları affetmez
İradesi güçlüdür
Derin duygularla sever
Herkesi oldugu gibi kabul eder
Sır saklamayı bilir


ARALIK

Sadık ve cömert
Sabırsız
Birlikte vakit geçirmesi eğlenceli kişilik
Azimli
Sosyal yönü kuvvetli
Dostlarını kendinden fazla düşünür
Kızgınlığı uzun sürmez
Sevildiğini hissetmek ister
Espri anlayışı gelişmiştir

KİŞİLİK...

Sınıf, öğrencilerin gürültü patırtısıyla sallanırken sert görünümlü hoca kapıda beliriyor.İçeriye kızgın bir bakış atıp kürsüye geçiyor.Tebeşirle tahtaya kocaman bir (1) rakamı çiziyor."Bakın,"diyor."Bu, kişiliktir.Hayatta sahip olabileceğiniz en değerli şey..."Sonra (1)'in yanına bir (0) koyuyor:"Bu, başarıdır.Başarılı bir kişilik(1)'i (10) yapar."Bir (0) daha... "Bu, tecrübedir.(10) iken (100) olursunuz."Sıfırlar böyle uzayıp gidiyor:Yetenek...disiplin...sevgi...Eklenen her yeni (0)'ın kişiliği 10 kat zenginleştirdiğini anlatıyor hoca...Sonra eline silgiyi alıp en baştaki (1)'i siliyor.Geriye bir sürü sıfır kalıyor.

   Ve olayın yorumu:"Kişiliğiniz yoksa, öbürleri hiçtir."

DERİNLİKLERDEKİ İNCİ...

Kalp denize benzer.Fırtınaları,sakin zamanları ve taşkınlıkları vardır.Bazende derinliklerde inciler gizlidir.
                                                                            HEİNE

ÖNCE KAYNAMANIZ GEREKİR!..

İki yüz yöneticinin bulunduğu bir gruba, kişiyi başarılı kılan şeyin ne olduğu soruldu.Grubun,%80'i hevesi en önemli nitelik olarak listenin başına koydu.Beceriden daha önemli,eğitimden daha önemli,hatta tecrübeden bile daha önemli.
   Suyun, lokomotifi çalıştıracak buharı üretebilmesi için önce kaynaması gerekir.Buhar makinesi, bu har göstergesi 212 dereceyi göstermeden,treni bir milim bile oynatamaz.Aynı şekilde hevesi olmayan bir insan da aslında hayatın çarkını ılık suyla döndürmeye çalışmaktadır.Sonuç şudur: O kişi stop eder.
   A.B. ZU TAVERN, hevesin pildeki elektrik olduğunu söyler.O havadaki enerji, ateşteki sıcaklıktır.Yaşayan her şeyde nefestir.Başarılı insanlar, yaptıkları şeye hevesli ve istekli olan insanlardır.İyi işler asla duygu katılmadan yapılmaz."ne olursa olsun,bir şeye biçim vermek için ısıya gereksinim vardır.'Her büyük başarı yanan bir yüreğin hikayesidir'der Tavern."
   Yeterli beceriniz, eğitiminiz ve tecrübeniz olabilir.Şimdi bu değerlere bir de hevesi ekleyin ve gerçekten durdurulamaz biri olun.
      STEVE GOODIER/"BİR DAKİKA HAYATINIZI DEĞİŞTİREBİLİR" adlı kitaptan.

Lenka - Everything At Once

BAŞARININ FORMÜLÜ...


Eğer başarıya A dersek; o zaman yöntemi şöyle belirleyebiliriz.A=X+Y+Z

   X=çalışma, Y=eğlence, Z=ağzını sıkı tutmaktır.
        
                                    ALBERT EINSTEN

SONUNA KADAR OKUYUN,BİLİN BAKALIM KİM?


Yıllar önce çalışkan bir adam,ailesini avantajlı bir iş imkanı sağlamak için Newyork’tan Avusturalya’ya götürdü.Adamın ailesinden biri, sirke trapez artisti olarak katılmak veya aktör olma tutkusu olan genç ve yakışıklı oğluydu.
Bu genç adam zamanını bir sirk işi yada herhangi bir sahne işi gelene kadar kasabanın sınırındaki batı bölümünde yerel bir tersanede çalışarak geçirdi.Bir akşam, işten eve gelirken ,onu soymak isteyen beş haydut tarafından saldırıya uğradı. Genç adam, parasından vazgeçmek yerine onlara karşı koydu.
Bununla birlikte onu kolayca alt ettiler ve onu feci şekilde dövmeyi sürdürdüler.Botlarıyla yüzünü parçaladılar ve tekmelediler, vücuduna sopalarla acımasızca vurdular ve onu ölüme terk ettiler. Aslında polisler,onu yolda uzanmış bir şekilde bulduklarında, onun öldüğünü sanmışlardı.
Morg yolunda, polislerden biri, adamın zorlukla nefes aldığını duydu ve onu hemen hastanedeki acil bölümüne götürdüler.Acil bölümünde yatarken, bir hemşire korku içinde bu genç adamın uzun süre bir yüze sahip olamayacağını fark etti. Göz yuvaları parçalanmış, kafatası, bacakları ve kolları kırılmış, burnu askıda kalmış, bütün dişleri kırılmış ve çenesi hemen hemen kafatasından ayrılmıştı.
Yaşama imkanı az olmasına rağmen,bir yıla yakın zamanını hastahanede geçirmişti.Sonunda hastahaneden ayrıldığında, vücudu iyileşmişti fakat yüzü bakılamayacak kadar biçimsiz ve iğrençti.Artık herkesin imrenerek baktığı yakışıklı genç değildi.
Genç adam,yeniden iş aramaya başladığında,herkes tarafından geri çevrildi.Bir iş veren,ona sirkte “Yüzü Olmayan Adam” adında tuhaf bir şov önerdi ve bir süre bu işi yaptı.Bu olanlar boyunca o, hala herkes tarafından reddediliyor,işyerinde hiç kimse onunla görünmek istemiyordu.Genç adam intiharı
düşünmüştü.Bütün bunlar beş yılda gelişmişti.
Bir gün, kiliseye uğradı ve bir teselli aradı.Kiliseye girerken onu, kilisenin sırasına diz çökmüş,hıçkıra hıçkıra ağlarken gören bir rahiple karşılaştı.Rahip ona acıdı ve onu uzun uzadıya konuştukları odasına götürdü.Rahip büyük ölçüde etkilenmişti,onun yaşamını ve gururunu
tekrar kazanabilmesi için elinden gelen her şeyi yapabileceğinin mümkün olduğunu söyledi.Ama genç adam,iyi bir Katolik olabileceğine söz verecek ve olacaktı.
Genç adam her gün ibadet için kiliseye gidiyor ve ibadet ediyordu ve Allah’a onun hayatını bağışladığı için dua ettikten sonra,beyin huzurunu sağlamasını istiyor ve onun gözünde,iyi bir insan olması için şükran duasını ediyordu.
Rahip, kişisel ilişkileri sayesinde, Avusturalya’daki en iyi plastik cerrahla görüştü.Genç adam hiçbir ücret ödemeyecekti.Çünkü; doktor, rahibin en yakın arkadaşıydı.Doktor genç adamdan çok etkilenmişti.Onun hayata bakış açısı,tüm kötü tecrübelerine karşı mizah ve sevgi doluydu.
Cerrah harika bir şey başardı.En iyi diş ameliyatlarını onun için yaptı.Genç adam,Tanrı’ya söz verdiği her şeyi yerine getirdi..Tanrı da onu harika ve çok güzel bir eş,yedi çocuk ve ileride kariyer için düşündüğü iş hayatındaki başarı ile ödüllendirdi.
Bu genç adam Mel Gibson ‘dı….Onun hayatı “Yüzsüz Adam” filminin prodüksiyonuna ilham oldu. O hepimizi kendine imrendirdi.Cesareti olan her insana örnek oldu…Film 1993 yılında Mel Gibson’un yönetimi ve Başrol oyunculuğu ile çekilip yayınlandı ama kimbilir kaç kişi bu filmi izledi ve bu hikayeden haberdar Allah bilir :)


Template by:

Free Blog Templates